TÜRKÇE YORUM

15/8/2007 - ÜLKÜ OCAKLARI'NI KİM KAPATACAK

 

Merak etmeyin, Ülkü Ocakları’nı kimin kapatacağını söyleyeceğim. Duyunca şaşıracağınızı da pek sanmıyorum çünkü herşey ortada. Adım adım, büyük bir sabırla ve projeye uygun biçimde, arzulanan hedefe doğru sürülüyoruz. Artık gideceğimiz köyün minareleri gözüktü. Nereye gittiğimizi bilebilmek için kahin olmaya gerek yok. Projenin mimarı mı, yoksa uygulayıcısı mı olduğu henüz tam açıklığa kavuşmamış olan zat, bugüne kadar yaptığı eylem ve söylemleriyle Türk milliyetçilerini  taşımak istediği adresi çoktan işaret etti. Ancak bizler işaretten mişaretten anlamadığımız için kendi köyümüze doğru gittiğimizi sanarak sevinç içinde yola devam ediyoruz. Yoldaki değişiklikleri farkeden de yok... Farkedip, “Nereye gidiyoruz? Yanlış yoldayız” diyenlere, “Efendim, bizim yolumuz bu... Beğenmiyorsanız bakın 52 yol daha var, onlardan birini tercih ediniz... Onlar da uymuyorsa yeni bir yol da siz açıp devam ediniz” cevabı hazır...

* * *

Şimdi, dün üzerinde durduğum Ülkü Ocakları’na yönelik operasyonlara yolaçan başıbozukluğun kaynaklarına dönecek olursak, yukarda anlatmaya çalıştığım yolculukla çok alakalı olduğunu görürüz. Şöyle 10 yıl geriye gittiğimizde 1997’deki “İllegalitenin ilan edildiği” olaylı MHP kongresiyle başlayıp günümüze kadar geçen süreçte maalesef Ülkü Ocakları başkan ve mensuplarının adının karıştığı pek çok çirkin olay var. Ne yapsak inkar edemeyiz, adli kayıtlar bu tür olaylarla dolu.
Mesela Ülkü Ocakları Ege Bölge Başkanı Abidin B.’nin olayı da bunlardan biri. Gazeteler günlerce,“Ege’nin kabusu” diye tanıttıkları Abidin B. için “Ege Ülkü Ocakları başkanı çete suçundan tutuklandı” manşetleri attı. Çıkar amaçlı suç örgütü kurmakla suçlanan Abidin B.’nin “susma hakkını kullandığını” yazdı.Tabii bu arada MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli de “susma hakkını” kullandı. Çünkü ileriye dönük projeleri, onun da bu aşamada susmasını gerektiriyordu. Halbuki, gerek İzmir, gerekse Ege bölgesindeki pek çok ilin MHP’li milletvekilleri, İl Başkanları, İlçe Başkanları ve teşkilat mensupları; icraatlarıyla Ege’de “efsane” olmuş Abidin B. hakkında şikayette bulunup ısrarla görevden alınmasını talep etmişti. Talepleri dinleyen Dr. Devlet Bahçeli’nin tepkisi yine “susma hakkını kullanmak” şeklinde olmuştu.
Dr. Devlet Bahçeli’nin gelen ısrarlı şikayetlere rağmen görevden almadığı Abidin B.’nin görevi, polis tarafından gözaltına alınınca fiilen sona ermiş oldu. Ama ülkücü hareket onun 1997 kongresinde “illegalite” ilan edilince “kürsüyü devirme” hizmetini, 2003 kongresinde Genel Başkan adayı Ramiz Ongun’un konuşmasını, galiz sözler savuran korosuyla birlikte engellemede gösterdiği “üstün gayreti” hiç unutmadı.

* * *

Neyse, gelelim asıl konumuza... Ülkü Ocakları’nı kimin ve niçin kapatmak istediğine... Yukarıda da izah etmeye çalıştığım gibi 1997 sürecinden beri Ülkü Ocakları çeşitli kereler maalesef, polisin “çete” operasyonlarına maruz kalmıştır. “Çete kurmak, tahsilat yapmak” gibi suçlardan yargılanmak, ülkücü hareket mensuplarının kabul edebileceği  bir şey değildir. Bu tür operasyonlar gündeme geldiğinde, “Ocaklar niye denetlenmiyor? Devlet Bey neden bazı Ocaklarda ayyuka çıkan başıbozukluğa müdahale etmiyor?” sorularına cevap bulunamadı. Ancak, cevaplar bugün artık ortaya çıkmıştır. Her geçen gün “merkez partisi” hüviyetine getirilmeye çalışılan MHP’nin, Ülkü Ocakları gibi bir kuruluşa ihtiyacı yoktur. Milliyetçi, Türkçü  karekterinden vazgeçen bir “merkez partisi”nin böyle Ülkü Ocakları gibi ideolojik örgütlenmesi olamaz. Dr. Devlet Bahçeli ilk fırsatta bunun gereğini yerine getirip Ülkü Ocakları’nı kapatacaktır. Dr. Devlet Bahçeli, yaşanan süreçte Ülkü Ocakları’nda ortaya çıkan olumsuzluklara bilerek müdahil olmayıp yaklaşık 10 yıl boyunca “şartların olgunlaşmasını” beklemiştir. Bu uzun bekleyiş neticesinde bir taşla iki kuş vurmanın hesabını yapmıştır. Ülkü Ocakları’nın suç ve çete kavramlarıyla anılmasına özellikle sessiz ve seyirci kalmıştır. Ülkü Ocakları’nı kapatmaya kalkacağında tabandan itiraz ve tepki yerine, “İyi ki kapattı. Bu Ocaklar partiye ve davaya zarar veriyordu” dedirtecek  ortamın oluşmasını sağlamak için böyle bir yol izlemiştir. 
Dr. Devlet Bey, bu operasyonu gerçekleştirirken  sadece Ülkücü tabandan değil, toplumdan da “takdir” beklemenin planları içindedir.  Bu icraatıyla toplayacağı takdirlerin partisinin “merkez”deki yeni yerini pekiştireceğinin hesabını yapmaktadır.

* * *


Dr. Devlet Bey, direksiyonuna oturduğu MHP otobüsü ile “siyasetin merkezine” doğru seyahatini sürdürüp yola devam etmekte. Son durağa gelindiğinde yolculardan kimse, “Bizi nereye getirdin yahu?” diye kızmasın. Çünkü Dr. Devlet Bey, yola çıktıktan sonra açıkça söylemese de nereye gittiğinin işaretlerini verip durdu. Bunları da bir başka yazımızda ele alırız. Ama işaretten mişaretten anlayan kim? “Dava bizim” deyip bu otobüse doluşanlar, kaptanın kafasına göre takıldığını henüz farketmiş değil...

 

Ahmet SEYHAN
**********************************************************************

Yukarıdaki yazı bugün 15.Ağustos.2007 tarihinde YENİÇAĞ gazetesinden üst başlık olarak verildi. Yazıyı okuduktan sonra gazetenin olup bitenlerden ne kadar uzak olduğu bir kez daha görülmekte. Her nedense herkes gerçeği görmekte tıpkı seçimlerde olduğu gibi kimse gereğini yapmamakta veya yapamamaktadır. Şimdi masa başında yazı yazanlara birkaç olay anlatacağım.

Bu konuyu anlatmadan önce kendimi TÜRK MİLLİYETÇİSİ olarak tanımlama gereği duyarak, oy verirken de MHP’Yİ tercih etmiş bulunmaktayım. Türk Milliyetçilik fikrini, feyzini ÜLKÜ OCAKLARINDAN almadım belirterek konuya girmek istiyorum.

Her insanın yaşadıkları fikri olgunluğun oluşmasında katkısını inkâr edemeyiz. Kitabi bilgilerden önce çevresinde olup bitenlerin beyninde oluşturmuş olduğu yargılar meydana gelir belki yanlış dahi olsa. Bunu yıkmak bazen mümkün bazen de değil. ÜLKÜ OCAKLARI ile ilgili %’de kaç iyi şeyler var %’de kaç olumsuzluk var. Kaç kişi Ocak hakkında iyi işlerden bahsediyor kaç kişi olumsuzluktan bahsediyor. Bunu bir değerlendirdikten sonra bir bardak süt için inek beslemeye gerek var mı buna bakmak lazımdır. Ülkü Ocakları ile tanışmam Üniversitede olmuştur. Üniversitede Ülkücülerin yaptığı iş veya misyon komünistlerle, pkkcılarla mücadele etmek, polisin giremediği yerlere Ülkücüleri yollayarak onları piyon olarak kullanmışlardır. Üniversitelerde oruç tutmayanları dövüp arka tarafta yemek yiyen Ülkücüler acaba ne kadar bu davaya ne kadar hizmet etmişlerdir. Fakülte yurt reislerin karı kız davalarında Ocak nasıl bulaştırıldığı neden telaffuz edilmiyor. Diyecekler ki 10 senedir bu böyle. Yalan ve kocaman bir yalan Başbuğ yaşarken de böyle idi vefat ettikten sonrada böyle olmuştur. Kimse kendini haklı çıkartmak için asıl meseleyi görmezden gelip insanları suçlamasın. Ülkü Ocakları Misyonunu 12.EYLÜL.1980 darbesi ile tamamlamıştır. O zaman gerekli idi şimdi ise ayak bağı, engeldir. Ülkü Ocakları MHP’YE alternatif olma, güç olma yarışında ola gelmiş bunun çeşitli örneklerini yaşamamız halde bunu neden görmezden geldiklerini anlamış değilim. BBP Genel Başkanı bir zamanların ÜLKÜ OCAKLARI Genel Başkanı değimliydi, Başbuğ hayatta iken Ocağın gücünü arkasına alarak MHP’YE alternatif olarak görmedi mi? Sonuç ortada. Azmi KARAMAHMUTOĞLU yapılan kongreyi tanımadığını söylemedi mi? Kürsüyü devirip “İLLEGALİTE BAŞLADI” demedi mi? Kendi içinden çıkan bir güç kendine bu şekil rakip olup davaya nasıl hizmet ettiği ortadadır. Ülkü Ocakları yeri gelmiş İl Başkanlıklarına muhalefet edenlerin buluştuğu kulis yapıldığı yerler olmadı mı? Ülkü Ocaklarının giderlerini karşılamak için kimlere avuç açtığı yazılmıyor, Teşkilattan yetiştiğini söyleyenler bile Ocağa yardımı hatta kestiği kurbanın derisini vermeye çekinirken neden hala birbirimize şirin gözükme çabası ile doğru söylemiyoruz. Ocağın amacı TÜRK MİLLİYETÇİSİ yetiştirmek ise ÜLKÜCÜLÜK diye kavramlarla ATATÜRK’Ü sevemeyen gençler yetiştiriyoruz. Komünist manifestoya karşı yapılmış 9 ışığı ezberlemeyi MİLLİYETÇİLİK yaptığını zanneden Teşkilat Başkanları çıkartıyoruz.

YENİÇAĞ Gazetesi yazarları kaç kere ÜLKÜ OCAKLARINA gelip seminer, konferans vermişlerdir. Kaç kere onların eğitimi ile ilgili yazı ve kitap çıkarmıştır. Kimse oturduğu yerden ÜLKÜCÜK, MİLLİYETÇİLİK narası atmasın. Herkes yapması gerekeni yapsın. Bir sene öncesinde ERMENİSTAN’DA Gazete çıkarıyoruz diyorlardı, NEREDE?

 

 

 

Kemal ÖZTÜRK

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

HAKKIMDA

Yazılı ve Görsel Basında Çıkan Haber ve Yorumlara MİLLİYETÇİ BAKIŞ

BAĞLANTILAR

ANA SAYFA
POFİLİM
ARŞİV
ARKADAŞLARIM
E-POSTA

KATEGORİLER

ARKADAŞLARIM

orhun2023
mehparen
hüseyin alp şen
turkmenler
bildiri
soyumturk
urungu41
alikinik
cxonbasi
tarihinefesi
turkyigitleri
omercakir
Free Web Counter
Free Counter